İçeriğe geç

Zaman neden bu kadar çabuk geçiyor?

Son Güncellenme tarihi 1 Eylül Pazar, 2019

Çoğumuzun hem kendine, hem de etrafındakilere en çok sorduğu sorulardan biridir bu. Ben de bu yazımda zamanın neden bu kadar çabuk geçtiğini hem kendime soracağım, hem de kendime cevaplar vermeye çalışacağım. Yazının sonu itibariyle kesin bir sonuca ulaşamayacağımızı şimdiden söyleyeyim ama lütfen okumaktan vazgeçip sekmeyi kapatmayın. Üzülürüm.

Önce biraz bilgi vererek başlayayım: bir gün 24 saat, 1440 dakika, ya da 86400 saniye uzunluğundadır. Bu rakam, eğer birileri tutup da bir günü 25 saat yapalım demediği sürece hep aynı kalacaktır. Yani aslında zamanın belli bir akışı vardır, yavaşlama ya da hızlanma gibi bir lüksü yoktur. Peki ama neden böyle bir düşünceye kapılıyoruz? Neden zaman bu kadar çabuk geçiyor…

Aslında hem haklı, hem de haksızsınız, zaman hem yavaş geçiyor, hem de hızlı geçiyor. Yeterince kafanızı karıştırmayı başardıysam ne mutlu bana. Zamanın akışı ne yaptığınıza, nasıl hissettiğinize bağlı olarak hızlı ya da yavaş gibi görünebilir. Eğer bugün geç kalktıysanız, ve günden geriye az bir saat kaldıysa, elinizde kalan zaman düne göre çok daha hızlı geçecektir. Uykunuzun açılması, kendinize gelmeniz, kahvaltı yapmanız, evi temizlemeniz gibi rutin işlerinizin bile bayağı zaman aldığını farkedeceksiniz. Bütün işlerinizi bitirip saate baktığınızda, dışarı çıkıp biraz dolaşmak ya da alışveriş yapmak için az bir vaktiniz kaldığını farkedeceksiniz. Bu yüzden 24 saatlik bir günden daha fazla zaman kullanabilmek için mümkün olduğunca erken kalkmalısınız.

Eğer herhangi bir yerde tek başınaysanız zaman yavaş geçecektir. Bir şeyi bekliyorsanız ya da çalışıyorsanız zaman yavaş geçecektir. Hatta geçmiş yıllardan bir şarkı da vardı hatırlıyorum. “İş yerindeyken saat her zaman yavaştır” diyordu.

Yapacak bir dolu işiniz varsa ve bir şeyleri yetiştirmek durumundaysanız zaman hızlı geçecektir. Eğer sevdiğiniz bir yerde, sevdiğiniz insanlarla birlikteyseniz zaman hızlı geçecektir. Gördüğünüz gibi, zamanın akış hızı birçok değişkene bağlıdır.

Değişkenlerden bahsetmişken, zamanla ilgili sıkça dillendirilen konulara da cevap vermeye çalışayım:

İnsanlar, belli bir yaştan sonra zamanın çok hızlı geçtiğini, hatta zamanın hızına yetişemediklerini söylerler. Bunun en büyük nedenlerinden biri dde nihayetinde sabit bir düzene geçiş yapıp, bu rutin çerçevesinde hayatımızı sürdürüyor olmamız bence. Her gün aynı ya da benzer şeyleri yaptığınızda, yaptıklarımız süresince zamanın ağır aktığını düşünsek de; geriye dönüp baktığımızda günler, haftalar, aylar ve hatta yılların çabucak geçtiğini farkedebiliyoruz. Hayatımıza biraz renk katıp farklı şeyler yaptığımızda, yaptığımız şeyler süresince zamanın çabuk geçtiğini düşünsek de; geriye dönüp baktığımızda dolu dolu, keyifli bir zaman geçirdiğimizi düşünüyoruz. Yeni şeyler denemek, yeni insanlar tanıyıp onlarla vakit geçirmek, yeni yerler görmek gibi rutin dışı aktiviteler, zamanın size göre hızlı akışına kendinizce müdahale edip kontrol altına almanıza yardımcı olacaktır.

Çocuklar için zamanın yavaş geçmesinin en önemli sebeplerinden biride budur. Günlük hayatlarında karşılaştıkları birçok şey, onlar için yeni bir deneyim ve öğrenmeleri, kendilerini geliştirmelerini gerektiren şeyler demektir. İnsan hayatı boyunca her an yeni şeyler öğrenir ve öğrenmelidir de. Ancak bir süre sonra öğrenme temposu yavaşlar, işte o günden itibaren o kişi için zaman hızlı geçmeye başlar.

Biraz da kendimden örnek vereyim. Şu an itibariyle 28 yaşındayım ve 19 yaşında çalışmaya başladım. Okul dönemimden bir sürü şey hatırlarken, sonraki 9 yıl içinde hafızamda yer eden çok az şey var. Çalışma hayatı, ister istemez insanı sıkıcı ve boğucu bir rutinin içine hapsediyor. Elinizde yeni bir şeyler yapmak ve zamana karşı çareler üretebilmek için de fazla seçeneğiniz kalmıyor. İşte bu yüzden hala bir türlü gerçekleştiremediğim bir dolu hayalim var. Bunlar için en büyük bahanem de vaktimin az olması.

Zamanın akış hızının, yaşadıklarımıza da bağlı olduğunu ekleyeyim son olarak. Ben çalışırken, ya da grip olmuş bir şekilde yatağımda yatarken benim için vakit bir türlü geçmek bilmeyecektir. Ama telefonda büyük bir heyecanla bugün ne yaptığını anlatan ve kendisini fena halde kıskandığım arkadaşımın günü çabucak geçmiştir.

Farkındaysanız okuduklarınız, aklınızı karıştırmaktan başka bir işe yaramadı. En azından finali güzel yapayım. Zaman, kimine göre hızlı, kimine göre çabuk, öyle ya da böyle geçecek. Ama güzel zaman geçirmek ve size verilmiş zamanı değerlendirmek sizin elinizde.

504 total views, 1 views today

Yayınlandığı kategori:Kişisel yazılarım

Tek Yorum

  1. Diana Diana

    It was not confusing 😀 It helped me understand more clear that in order to enjoy our lives more we need to do, to see, to learn new things . Thank you for that 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir