İçeriğe geç

Yeni teknolojileri takip etmenin en iyi yolu

Hiç tanımadığım insanlardan bir şeyler öğrendiğim zaman, onlarla karşılaşmamızın mutlaka bir sebebi olduğuna inanıyorum ve her seferinde kendimi daha iyi hissediyorum. Bu yazımda yaklaşık 3 sene önce tanıştığım bir yazılım mühendisinden öğrendiklerimi paylaşacağım. Böylelikle internet anıları yazılarımın ikincisini de yazmış olayım.

Artık hayatta olmayan bir dil pratiği sitesine ismimi ve irtibat bilgilerimi bırakıp, çevrim içi üyelerden birinin beni aramasını bekliyordum. Her zaman olduğu gibi ilgi alanlarım arasına spor, müzik ve teknoloji yazmıştım. Uzunca bir süre bekleyip arama alamayınca sayfayı kapatıp bir şeyler yemeye karar verdim. Yemekten dönüp telefonuma baktığımda bir cevapsız aramam olduğunu gördüm. Aramaya hemen geri dönüş yaptım ve hattın diğer ucundaki beyefendiyle konuşmaya başladım.

Sırasıyla kendimizi tanıttık. Letonyalı bir yazılım mühendisiymiş. Yerli yazılımlar üreten bir firmada çalışıyormuş. Ben de heyecanla bu konulara ne kadar ilgi duyduğumu anlattım. Bir bloğum olduğunu, çeviri yaptığımı ve sıkı bir teknoloji takipçisi olduğumu anlattım. Blogda şöyle bir inceleme yapıp, artık İngilizce yazmam gerektiğini söyledi. Bir sonraki yıl, bu önerisi gerçeğe dönüşecekti.

Konuşmamız ilerledikçe ilginç bir kişiliği olduğunu da farkettim. Günlük rutinine oldukça sadık biri. Akşamları erkenden uyuyup, sabah da erkenden kalkarmış. Gününün çoğunu dışarıda geçirdiği için gün boyunca ihtiyacı olabilecek her şeyi büyük bir sırt çantasında taşıyormuş. Elektronik eşyalardan yiyeceklere, kişisel bakım malzemelerinden ne olur ne olmaz diye yanından ayırmadığı yedek kıyafetlere kadar.

“Her duruma karşı tedarikli olmayı seviyorum. Bu şekilde ihtiyacı olan insanlara da yardım edebiliyorum. Ciddi bir ağırlığı her gün sırtımda taşıyorum ama halimden zerre şikayetçi değilim.” demişti. O zaman için Estonya ve litvanya dışında başka bir ülkeye gitme fırsatının olmadığını söyledi. Ben de malumunuz hiç yurt dışına çıkmadığımı söyledim. Bunda utanacak pek bir şey de yokmuş.

Bir süre daha konuştuktan sonra konu akıllı telefonlardan açıldı. O zamanlar LG G4 kullanıyordum. Galaxy S2 kullandığını söyleyince hayli şaşırdım. Hepimizin aklına gelecek şeyi söyledim. O telefonun çalışabiliyor olması bile mucize.

Önce biraz güldü ve: “Haklı olabilirsin. Bu telefonu 3 yıl önce aldım. Pil sorunu dışında başka bir sorunu yok şimdilik. Telefonu aldığım zamanlarda fiyatı hala yüksekti. Yeni bir telefona verecek param yok şimdilik. Elimdekinden en iyi şekilde nasıl faydalanabilirim diye düşünüyorum. Şarjı artık çok çabuk bitiyor, ama meşhur çantamda bir de yedek bbatarya bulunduruyorum” dedi. Aylık geliri oldukça iyi olduğundan bu fikrini bir savunma psikolojisiyle ifade etmediği de apaçıktı.

Ona göre teknolojiyi yakından takip etmek, çıkan her yeni cihaza varımızı yoğumuzu yatırmaktan ziyade; elimizdeki cihazlardan en iyi şekilde faydalanabilmek ve hayatımızı gerçek anlamda kolaylaştıracak teknolojilere yatırım yapmaktan geçiyor. Sürekli okumak ve elimizin altında olmadan bile o ürünlerin neler yapabildiğini bilmek çok da zor değil.

Söylediklerine hem hak verdim, hem de saygı duydum. Bir müddet daha konuştuktan sonra artık başka zaman devam ederiz diyerek vedalaştık. Bu konuşmanın ardından birkaç kez daha bir araya geldik. O konuşmalarımızda da aynı telefonu kullanıyordu. Bir süre sonra da irtibatımız koptu. Ne yazık ki.

Ne olur ne olmaz diye bir dolu şeyi sürekli yanında taşıyan, eski telefon, eski bilgisayar kullanan ama mutlu, hayat dolu, Letonyalı bir yazılım mühendisi. Şimdilerde muhtemelen S2 kullanmıyordur ama yine düşündüğü kriterlerde bir telefonu vardır. Söylediklerinden çok şey öğrendim. İhtiyacım olduğu kadar özelliğe sahip bir telefon kullanıyorum. Zaten en iyisini alacak kadar da param yok.

561 total views, 1 views today

Yayınlandığı kategori:Kişisel yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir