İçeriğe geç

Kararsızlıklarımızın sonuçları

Kararsızlıklarımızın sonuçları yazımda, kararsızlıklarımızın ne gibi sorunlara yol açabileceğinden bahsedeceğim. Arada kalmak, bir türlü karar verememek ve tam emin olamamak gibi kararsızlıklarımızın sonuçlarını yine kendi tespitlerimle size aktarıp, kararsızlıktan kurtulmak için birkaç basit ipucu paylaşacağım… Arada kalmak, bir türlü karar verememek ve tam emin olamamak gibi kararsızlıklarımızın sonuçları yine kendi tespitlerimle size aktarıp, kararsızlıktan kurtulmak için birkaç basit ipucu paylaşacağım.

Kararsızlıklarımızın sonuçları

En basit şekilde kararsızlıklarımızı, kendi içimizde yaşadığımız ikilemler olarak tanımlayabilirim. İçimizdeki sesle farklı düşünmek, kalp ile mantığın uyuşmaması ve gereğinden fazla düşünmek kararsızlığa sebep olan başlıca etkenlerden. Her gün, ufacık bir meseleyle ilgili dahi birçok kez tercih yapmak durumunda kalıyoruz, bununla birlikte birçok konuda da kararsız kalıyoruz. Konu ister önemsiz olsun, ister hayati bir mesele… Kararsızlıklarımızın mutlaka kötü ve beklenmedik sonuçları ortaya çıkıyor.

Çoğu zaman zor karar vermekten yakınan birçok insandan biri olarak, tespitlerimle aslında kararsızlığın ne kadar uzak durulması gereken bir şey olduğunu açıklamaya çalışacağım.

Sıkıntıdan ne yapacağını bilememek

Bu en basiti ama en çok karşı karşıya geldiğimiz durum. Belki gün içinde birçok kez… Sıkıntıdan ne yapacağını bilememek; genellikle hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek, ya da normalde hiç akıl edilemeyecek çılgınlıklar yapmakla sonlanabiliyor.

Evde tekbaşınayken ya da bilgisayar karşısında vakit geçirirken; boş vaktin fazlalığından olsa gerek, genelde ne yapacağımızı ya da hangi siteye girip ne dinleyeceğimizi/izleyeceğimizi bir türlü bilemediğimiz zamanlar sıklıkla oluyor. Buna karşılık en güzel çözüm, tek başınayken dahi eğlenceli olabilecek şeyler yapmak; kitap okumak, enstrüman çalmak, müzik keşfetmek, birileriyle konuşmak… Bu gibi aktiviteler, boş zamanın nispeten daha güzel geçmesini sağlar. Dışarıya çıkıp bir şeyler yapmak da bu listeye eklenebilir ama, en azından benim için tek başına dışarıda vakit geçirmek pek de öyle eğlenceli değil.

Onu mu alsam, bunu mu alsam?

Hepimizin, bilhassa kadınların sıklıkla yaşadığı küresel problem. Alışveriş merkezleri, en fazla kararsızlık yaşanan yerler. Derler ya, hani bir dili olsa da konuşsa… İki kıyafet arasında kalıp bir türlü seçim yapamamak, bir ayakkabıyı tam beğenip alacakken içine sinmeyip yerine bırakmak, bir parfümü ilk koklayışta beğenip, ikincisinde o ilk kokuyu alamamak… Gerçekten bu gibi durumlarda seçim yapmak inanılmaz zor.

Bu tür kararsızlıkların en bilindik sebebi gereğinden fazla düşünmektir. Düşündükçe ve gelgitler yaşadıkça aldığımız ürüne bakışımız olumsuz yönde değişebiliyor; yine alternatif ürünlere daha bir sempatiyle yaklaşabiliyoruz. Bütün bunlar olurken sonuç olarak ciddi bir vakit ve efor kaybı yaşıyoruz.

Daha fazlasını aramaktansa; Duyu organlarımıza ilk anda çekici gelen ve fiyatı uygun olan ürünle devam edip, alışverişi bitirmek en basit çözüm. Alışveriş esnasında bir tanıdık yüzün fikrini almak da insanı ciddi ölçüde rahatlatıyor.

Sınav olurken ya da test çözerken

Bu gibi durumlarda en bilindik kararsızlık iki şıkkın arasında kalmaktır. İki seçenek üzerine uzun uzun düşünmek, ciddi bir vakit kaybına da yol açacağından ister istemez paniğe de yol açar. Sınav için verilen süre azaldıkça, düşüncelerdeki sağlıklılık oranı da ciddi ölçüde düşer.

Klasik olacak ama, aklınıza ilk gelen ve biraz daha yakın duran şık her zaman doğrudur. Eğer arasında kaldığınız iki şık da yanlış cevaba çıkıyorsa, o konuyla ilgili bildiklerinizi gözden geçirmenizde fayda var. 🙂

Ne yesem, ne giysem?

Temel olarak her zaman farklı şeyler yapmak isteriz. Midemizi şenlendiren gıdalar, ve bizi itibar ve yergi arasında ince bir çizgide tutan kıyafetlerimiz.

Yine fazla düşünmekten doğan bir kararsızlıktır bu bahsettiğim. Akışına bırakıp, bizi mutlu edecek şeyler yemek ve giymek, her zaman modumuzu üst seviyede tutar.

Ne diyeceğini bilememek

Bu da bir tür kararsızlıktır ama kararsızlıklar içinde en masumudur bence. Gel gör ki öyle durumlar olur; ne diyeceğimizi uzun uzun düşündükten sonra, hiç hesap etmediğimiz ve bizden hiç beklenmeyen bir söz öbeğini söylemişken buluruz kendimizi.

Bu gibi nahoş durumların önüne geçebilmek için, söyleyeceklerimiz üzerinde ne çok az, ne de çok fazla düşünmeliyiz. Ne kadar olacağını siz anladınız 🙂

Gerçekten yapmalı mıyım?

Neyi yapmak ya da neyi yapmamak.. Konuyu çok geniş tuttum farkındayım. Ama gerçekten istediğiniz ve hayatınızı etkileyecek şeyleri, kararsızlığınıza kurban edip bekletmeyin.

Eğer yapmamanız gerektiğini düşünüyorsanız ve zararlarını kestirebiliyorsanız, konu her ne ise ondan uzak durun. Fakat sizin için gerçekten çok önemli bir konuyu karar kuyruğunda bekletiyorsanız…

Evet, yapmalısınız. Yapın ki sonra keşke daha önce yapsaydım demeyin. Konu ne olursa olsun, yapmak ya da yapmamak arasında kalmak bir tür akıl tutulmasına yol açar ve günlük hayattan bir ölçüde soyutlanırsınız. Aile ve arkadaşlık ilişkilerinizde de bu kararsızlık süresince bir kopukluk olabilir. Bu yüzden, lütfen fazla düşünmeyin. Uzun uzun düşünerek ve stres altında vakit harcamaktansa; İstediğiniz her ne varsa onu elde etmek için çalışın. Bir şeyi başarmanın getirdiği mutluluk paha biçilemez.

Konu geleceğiniz ile ilgili olunca

Geleceğinizle ilgili verdiğiniz kararların sonuçlarını kolay kolay değiştiremezsiniz. Bu yüzden okuyacağınız bölüm, yapacağınız meslek ve üzerinde düşündüğünüz girişim hakkında kararsızlığa düşmekten uzak durmak için şunları yapın;

önce yeteneklerinizin farkına varın. Neler yapıp neler yapamayacağınızı görün. Her insanın farklı alanlarda yetenekleri olduğundan, kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin. Bunun yerine tamamen kendinize ve gelecek planınıza odaklanıp, kendinizi o plan için şartlandırın.

Yeteneklerinizle neler yapabileceğinizi düşünün. İleride ne olacağı konusunda uzun uzun düşünmektense Hayal kurun. Hayal kurmak, sizi ciddi anlamda mutlu edecektir. Bir de hayallerinizin gerçekleştiğini düşünün…

Kesinlikle tek başınıza karar vermeyin. Geleceğinizle ilgili kararlarınızı aileniz ve sevdiklerinizle paylaşın. Paylaşın ki hayal kırıklıklarınızın acısı biraz daha hafiflesin; düşleriniz gerçek olduğundaki mutluluğunuzu da paylaşacak birileri olsun etrafınızda.

Kalksak mı artık?

Fazla düşünmeye gerek yok, haydi kalkın. 🙂 Hem bir yerde gereğinden fazla kalmak hoş değil.

Kararsızlıklarımızın sonuçları

Ben de zaman zaman karar vermekte zorlandığımdan, başta kendim olmak üzere bütün sanal alem için bu yazıyı hazırladım. Unutmayalım ki en kötü karar, kararsızlıktan iyidir.

Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.

5,003 toplam okuyucu / total reader , 1 günlük okuyucu / daily reader

Yayınlandığı kategori:Kişisel yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir