İçeriğe geç

İnternette ünlü biriyle karşılaşmak

Farkettim ki internet anıları yazı dizisine yeni bir ekleme yapmayalı bir yıldan fazla olmuş. Artık zamanı geldi diye düşünüyorum. Bu yazımda yaklaşık 7 yıl önce başıma gelen ve beni oldukça şaşırtan iki internet anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazen düşünüyorum da, hayat gerçekten çok ilginç tesadüflerle etrafımızı çevrelemiş.

Öncelikle canımı fena halde sıkan bir detaydan bahsetmek istiyorum: Birkaç yıl öncesine kadar, insanlarla gerçekten dil pratiği amacıyla bir araya gelebilme imkanımız fazlasıyla vardı ve alternatifliydik. Ama maalesef kötü niyetli insanların hızla çoğalması ve kontrolü zor bir hale gelmeleri, bu tarz platformların birer birer kapanmasına sebep oldu. Kıyıda köşede kalmış küçük çaplı portallar hala var ama hiçbiri eski tadı vermiyor. En azından benim için.

Dilerseniz ilk anımla başlayayım:

Çok net hatırlıyorum. Soğuk bir cumartesi günü, Ganalı bir kardeşimizle yazışmaya başlamıştık. 22 yaşındaydı. Konuşmaya başlar başlamaz, futbol konuşmak istediğini ve hatta futbol oynadığını söylemişti. En büyük hayalinin Avrupada bir takımda futbol oynamak olduğunu sürekli tekrarlayıp durdu. Gana’nın 2010 dünya kupasında yaptıkları, Asamoah Gyan ve daha birçok şeyden konuştuk. Gana, 2010 dünya kupasında Kamerun (1990) ve Senegal’den (2002) sonra çeyrek final oynayan üçüncü afrika ülkesi olmuş, ve hatta Uruguay’a kaybederek yarı finalin kıyısından dönmüştü. O günlerde, profesyonel bir futbolcunun dil pratiği için internet kullanması fikri bana pek mantıklı gelmiyordu. Söylediklerine pek de inanmıyordum açıkçası. İlerleyen günlerde ara ara mesaj yazıp, “Türkiye’de de oynayabilirim. Takım bulmam konusunda yardımcı olabilir misin? Belki menajerim olursun’ diyordu. Ara ara gelen bu benzer mesajlardan sıkılıp kendisini engellemiştim. En son gönderdiği mesajda Finlandiya’ya transfer olacağını söylemişti. Şimdi nerededir, ne yapıyordur bilmiyorum.

Yine başka bir gün, grup halinde konuşurken, ortama biraz daha neşe katmak amacıyla herkes kendi listesindeki kişilere aramıza katılmak isteyip istemediğini soruyordu. Aramızda birinin listesinde Rusya’da yaşayan bir adam davetimizi kabul etti. 36 yaşında ve müzisyen olduğunu söylüyordu. Enstrüman olarak da piyano ve klavye çalıyormuş. Katılır katılmaz hemen dikkatimizi çekti. Konuşma tarzı bize biraz tuhaf geldiği için aramızda gülmeye başladık. Dayanamayıp o da gülmeye başladı. Hatta sarhoş musun diye sorduk. Meğer konuşması hep böyleymiş. Hani yavaş ama oldukça yavaş bir konuşma tarzı düşünün. Bir şeyler anlatması çok uzun sürüyor, dayanamayıp gülmeye başlıyorduk. Bize bir şeyler çalabilir misin diye sormuştum. Biraz bekleyin dedi ve gitti. Heyecanla neler olacağını beklemeye başladık.

Adam önce bilgisayara bir şeyler bağladı, sonra klavyesini açtı. Belli belirsiz notalara bastıktan sonra, hazırsanız başlıyorum diyerek şarkıya girdi. Ağır çekimde konuşan bu adam, şarkı söylerken bambaşka bir kimliğe büründü. Bize peşpeşe çok güzel Rusça şarkılar söyledi. Belki de o gün çok ünlü biriyle karşılaşmıştık. Çünkü her halinden özel bir sanatçı olduğu belli oluyordu. Defalarca ismini sorduk, ne yaptıysak söylemedi. Sadece bir takma ismi vardı, o da Vlad36. Ama bu bilgiyle kim olduğunu bulmamız imkansızdı…

İnternet anıları etiketine sahip diğer yazılarım

 699 total views,  7 views today

Yayınlandığı kategori:Kişisel yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir