İçeriğe geç

Bu yılın doğum günü yazısı: Yapılmamışlar listesi

Hazır yaş da 28 olmuşken, bir öz eleştiri ya da bir itiraf yazısı yazayım diyorum bu sefer. Zaman yetmezliği, ekonomik şartlar ve daha birçok bahanenin arkasına sığınarak şimdiye kadar yapmadıklarımı ve yapamadıklarımı yazacağım. Bu yazı hem hayatımın geri kalanı için bir dönüm noktası olsun, hem de herkese açık kısa bir yapılacaklar listesi olsun istiyorum.

Çocukluk yıllarımda kendimce bulduğum bir yöntemle, insanların hangi gün doğduğunu hesaplamaya çalışıyordum. Doğduğum günün de cumartesi gününe denk geldiğini böyle öğrendim. Hatta bu yöntemle o kadar geriye gittim ki, 0 yılının ilk gününün perşembe olduğunu bile buldum. Bunu nasıl yaptığımı öğrenmek isteyen arkadaşlarımdan sırrımı hep gizledim, ta ki telefonlardaki takvimlere aynı özellik gelene kadar… Neyse, fazla dağıtmadan asıl konuma geri döneyim. Hafta sonlarını neden bu kadar çok sevdiğimi bu şekilde anlamış oldum. Evet, hafta sonlarını bir ayrı seviyorum ama bu iki günü değerlendirmek konusunda da bir o kadar eksik hissediyorum kendimi. İş yorgunluğunu, hava durumunu ve dostlarımın başka başka yerlerde olduğunu bahane ederek, çok önemli bir durum olmadıkça dışarı çıkmıyorum. Bütün alacaklarımı biriktirip, belirli zamanlarda alışverişe çıkıyorum. Mümkünse de bu işi internetten yapıyorum.

İş çıkışı eve gitmek yerine bir yerlerde takılıp, aniden bir şeyler yapmaya karar verdiğim, hafta sonu bir yerlere kaçayım dediğim hiç olmadı. Bunu da “Ben her şeyimi planlı yaparım, plan dışına çıkınca kendimi kötü hissederim” bahanesiyle ilişkilendiriyorum.

İnternetten şimdiye kadar 100’den fazla ülkeden (liste her geçen gün büyüyor, durduramıyoruz efendim) insanla konuşmuşumdur ama henüz başka bir ülkeye herhangi bir sebeple de olsa gidemedim. Bırakın yurt dışına çıkmayı, uçağa dahi binmedim hiç. İlk uçak yolculuğum ne zaman olursa bu yazıya dönüp gerekli düzenlemeyi yapacağım. Büyük bir zevkle.

Hep çok istemişimdir ama, farklı bir ülke mutfağından herhangi bir yemek yiyemedim şimdiye kadar. Birkaç ay önce Çin yemeklerinin de yapıldığı bir mekanda yine Türk yemekleri yiyerek, ayağıma gelen fırsatı tepmiş oldum. Bunun üzerine Şimdi burada yakınmanın da pek anlamı yok sanki.

Buna da şaşıracaksınız ama Fenerbahçe’min maçına gitmek bir türlü kısmet olmadı. Birkaç kez farklı stadyumlara gitmişken, hatta Kadıköy’de başka bir maç izlemişken hem de. Burayı da en kısa zamanda yapıldı olarak düzenlemek istiyorum.

Yukarıda yurt dışına hiç çıkmadığımı yazmıştım ama daha kötüsü de var, Türkiye’de gidip göremediğim daha birçok şehir, tadamadığım bir dolu yöresel yemek var. Yazdıkça asabım bozuluyor ve bu zamana kadar ne yaptığımı soruyorum kendime, ama yazmaya devam edeceğim. Yapmak istediklerimizi erteledikçe, isteklerimizin olma olasılığını da göz göre göre düşürüyoruz. Bu belkide insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biri. Şu yazımda da yazmıştım, erteledikleriniz biriktikçe, bir şeyler için geç kaldıkça, kendinize güvenemeyip vazgeçtikçe arkanıza doğru süpürdüğünüz her ne varsa, gün gelir sırtınızda bir yük olur. O yüklerden kurtulmak için çok çabalarsınız ama bunların hepsini daha önce çok daha kolay yapabileceğinizi düşünüp tekrar güçten düşersiniz. Öyle değil mi…

Bir dolu hayalim de var mesela: Daha hiç uçağa binememişken helikopterde yolculuk yapmak ya da bir yolunu bulup deliler gibi motor sürmek. Bunu sırf her ikisinin de sesini daha yakından duyabilmek için istiyorum. Bunları ne zaman yapıldı olarak düzenleyebilirim hiç bilmiyorum. Zor, çok zor. Ama hep hayalini kuracağım.

Sesim konusunda iddialı değilim ama bir kez dahi olsa bir grup insanla sahnede şarkı söylemek istiyorum. Davul, gitar, klavye… Düşünmesi bile mutlu ediyor beni. Çok tanıdık gelecek belki ama, yıllar önce bir müzik grubu kurma hayalim vardı. Gelin görün ki bunun yanına bile yaklaşamadım. Bundan sonra da çok da kolay olmayacak .

Bunu da mutlaka yazacağım dediğim ama ne kadar zorlasam da hatırlayamadığım şeyler de var. Sıradan olmaya, sıradan bir hayat yaşamaya, zamanın tabiri caizse su gibi akışına öyle bir kaptırmışım ki kendimi, bazı hayallerimi bile unutur olmuşum. Bu da son ama öldürücü öz eleştirim olsun. Yaş 28 oldu. El âlem’in çizdiği sınırlara ve bana uygun görülen koşullara göre yaşamaya durmaksızın devam ediyorum.

Son bir itirafla yazımı bitireyim: Ufukta el âlem yasalarına ters düşecek ve bu yüzden fazlasıyla başımı ağrıtacak bir planım var. Kimin ne dediğini ne kadar az düşünürsem bu zorlu yoldan o denli az hasarla çıkmış olacağım. Bazen yol gözümde o kadar büyüyor ki, başlamadan vazgeçmeyi düşünüyorum. Çünkü şimdiye kadar yaşadığım düzende böyle bir şeyin yanına bile yaklaşamadım. Bu süreçte bütün olanları aşırı tepkilerle karşıladım, hatta kimi zaman kendime bile karşı çıktım. Geri dönüp, bu paragrafa da “YAPILDI!” yazmayı çok istiyorum.

Doğum günüm kutlu olsun, iyi ki doğmuşum…

319 total views, 7 views today

Yayınlandığı kategori:Kişisel yazılarım

2 Yorum

  1. Çağrı Çağrı

    Merhaba dostum.
    Öncelikle sağlığın ve huzurun başı çektiği bir yaşam dilerim sana.
    Diğer yandan, o başını ağrıtacağını düşündüün süreci bitirirsen, hayatının önemli bir deneyim bütününü çöpe atma olasılığını da göz önünde bulundurmanı öneririm paylaşımlarımızdan tahmin ettiğim noktaysa bu.
    Görüşmek dileğiyle.

    • Salih Kunduz Salih Kunduz

      Yorumun için sağ ol abi. Evet, seninle paylaştığım mevzudan bahsettim. Zaman zaman cesaretimin kırıldığını hissetsem de hep bu yol gözümde büyüdüğünden oluyor. Ama vazgeçmek yok! Devam edip el alemle dövüşmeye hazırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir