İçeriğe geç

Azerbaycan futbolunun yükselen yıldızı, İlklerin takımı Karabağ

Bu yazımda, Azerbaycan futbolunun yükselen değeri Karabağ takımını mercek altına aldım. Karabağ takımının doğuş hikayesini, başarısının sırrını, Premier lig ve avrupa arenasındaki mücadelelerini okuyacağınız dopdolu bir yazı sizleri bekliyor. Birkaç yıldır hem avrupa, hem de lig maçlarını takip ederken kendilerine büyük sempati duymaya başladım. Desteklediğim takımımı Türkiye’de daha çok insan tanısın diye düşünerek de hazırlıklara başladım. Bu yazıyı hazırlarken, koyu bir Karabağ taraftarı olan Zafar Hajili bana yardımcı oldu. Kendisine teşekkür ederek başlayayım.

Takımın doğuşu

Ağdam bölgesinde, 1951 yılında, ilk olarak Məhsul adıyla kurulmuş bir futbol takımı. Profesyonel liglerde mücadele edebilecek bir takımın kurulabilmesi yaklaşık 15 yıl sürdü. 1966 sezonunda ilk kez profesyonel lige yükselmeye hak kazandılar ve bu sezonu 4. sırada tamamladılar. 4 yıl kadar 1. ligde mücadele edip 2. sırada bitirdikleri çok başarılı bir sezona imza atmış olsalar da; ekonomik sebeplerle 10 yıl süresince müsabakalardan çekilmek durumunda kaldılar.

1977 yılında, Şafak ismiyle yeniden kurulan futbol takımı, 1987 sezonunda Karabağ ismiyle SSCB Azerbaycan bölgesel liginde şampiyonluk yaşadı. Ancak, Ağdam şehrinin Ermeniler tarafından ele geçirilmesinin ardından 1993 yılında Bakü’ye taşınmak zorunda kaldılar. Maçlarını oynadıkları İmaret stadyumu da savaş esnasında zarar gördü. Azerbaycan futbolunun o dönem en önemli isimlerinden olan ve takımın teknik direktörlüğünü yapan Allahverdi Bağırov, 1992 yılında şehit oldu.

Karabağ yükseliyor!

90’lar ve 2000’lerin başında büyük ekonomik sorunlar yaşayan Atlılar, 2001 yılında Azersun Holding’in desteğiyle çıkışa geçti. 2001-2004 yılları arasında Qarabağ-Azersun ismiyle maçlara çıktılar. 2008 yılında takımın başına Azerbaycan futbolunun şüphesiz en önemli isimlerinden biri olan Kurban Kurbanov getirildi. Takımın as başkanı Tahir Gözel, bu sezonun başında CBC Sport kanalına verdiği röportajda Kurbanov için şunları söylemişti.

“Ona hayallerimi anlattım. Hedeflerimi anlattım. Benim isteğim ilk yıldan şampiyonluk değildi. Hocamız da zaten benimle aynı fikirdeydi. Eğer benden, ilk yıldan şampiyonluk isterseniz, bu kapıdan çıkar giderim demişti. İşte o gün bir şeyleri başaracağımızı anlamıştım. Bizim hedefimiz, başarıya gerçekten inanan futbolculardan kurulu bir takım oluşturmaktı. Yıldız futbolcular almak, ve hemen başarıya ulaşmak, kısa vadede çok daha kolay. Ama bizim istediğimiz, Karabağ ismini, dünyaya sporun barışa katkısıyla birlikte duyurmaktı. Karabağ adını, dünyaya başarılarımızla duyurmaktı.”

Nitekim de öyle oldu. Kurbanov yönetimindeki Karabağ, 2014 yılında, Bakü takımlarının hegemonyasına son vererek 21 yıl sonra ikinci kez lig şampiyonluğunu kazandı.

21 yıl aradan sonra gelen şampiyonluk. Tofik Behramov stadyumu

2017-2018 sezonuyla birlikte de 5 yıl üst üste şampiyonluğu kimseye bırakmadılar.

Ama her şampiyonluklarının ardından sevinçleri hep buruktu. Ve Karabağ, toplumsal olaylara karşı oldukça duyarlı bir takım.

2015 yılında gelen şampiyonluk. Inter arena

2015 şampiyonluk kutlamaları da Bakü’de meydana gelen bir yangın sebebiyle yine buruktu. Bir şampiyonlukları nisan savaşlarındaki şehitlere ithaf edildi, bir diğerine ulaştıkları günlerde de Kurban hocanın annesi hakkın rahmetine kavuşmuştu.

Şu an lig maçlarını Bakü’de 5800 kapasiteli Azersun Arena’da oynuyorlar. Takımın kalecisi, bir dönem ligimizde Mersin İdman yurdu takımının kalesini koruyan Boşnak Ibrahim Šehić. Geçen sezonu Alanyaspor’da geçiren Wilde-Donald Guerrier: İspanyol Dani Quintana ve Míchel, Brezilya’lı Pedro Henrique ve Brezilya vatandaşı olup Azerbaycan milli takımının formasını giyen Richard Almeida, Polonya’lı Jakub Rzeźniczak, Azeri oyuncular Gara Garayev, Maksim Medvedev, kaptan Reşad Sadıkov, bu sezon ligde takımın gol yükünü çeken Mahir Madatov ve Efran Ismayilov önemli oyuncuları.

Avrupa macerası ve ilkler

Karabağ’ın lig mücadelesi dışında avrupa macerası da oldukça heyecanlı, ve Azerbaycan futbolu için birçok önemli ilkle dolu. Öncelikle bu ilkleri paylaşıp, sonrasında Zafar’a birkaç soru sorarak, Azerbaycan futbolunu ve Karabağ’ı biraz daha yakından tanıyalım.

Karabağ, Avrupa maçlarında deplasmanda galibiyet elde eden ilk Azerbaycan takımı oldu. 1999 UEFA Intertoto kupası maçında, İsrail ekibi Maccabi Haifa’yı 2 – 1 mağlup ettiler. Golleri de kulübün efsane oyuncusu müşfik Hüseynov kaydetti.

Avrupa arenasında En farklı galibiyetleri 2017’de şampiyonlar ligi 2. ön eleme turunda Gürcistan’ın Samtredia takımını 5 – 0 yendikleri maç olurken. Kopenhag (1998-99) ve Montpellier (1999) takımlarına 6 – 0 kaybettikleri maçlar da en farklı mağlubiyetleri oldu. Kopenhag takımıyla 19 yıl sonra tekrar karşılaştıklarında ise, 1 – 0 yendikleri ilk maçın ardından 2 – 1 kaybettikleri 2. maç, şampiyonlar ligi grup aşamasına yükselen ilk Azerbaycan takımı oldukları anlamına geliyordu.

2014-15 sezonunda. Neftçi Bakü’den sonra Avrupa liginde gruplara kalan 2. Azerbaycan takımı olmayı başardılar. O seneki serüvenleri de hayli uzundu. Şampiyonlar ligi ön elemelerine 2. turdan katıldılar. Malta temsilcisi Valletta’yı 4 – 0 ve 1 – 0’lık skorlarla saf dışı bırakarak 3. turda Salzburg’un rakibi oldular. İlk maçı 2 – 1 kazanmaları Salzburg’da soğuk duş etkisi yaratmıştı. Tıklım tıklım dolu Tevfik Behramov tribünlerine ithafen Salzburg teknik direktörü, “Sanki sahaya uçak düştü sandım. Öyle bir gürültü vardı.” demişti. Ama ne yazık ki 2. maçta Avusturya’da işler umulduğu gibi gitmedi ve Karabağ sahadan 2 – 0 yenik ayrıldı. Ama her şeye rağmen Atlılar, yoluna avrupa liginde devam edecekti. Burada gruplara kalabilmek için Twente’yi saf dışı bırakmaları gerekiyordu. Azerbaycan’daki maç golsüz bitmişti ama zorlu deplasmandan 1 – 1’lik beraberlikle döndüler. Evet! Başarmışlardı. Şampiyonlar ligini çok istediklerinden olsa gerek; tam da o ayarda bir grup çıkmıştı kurada. Inter, Dnipro ve Saint-Étienne.

Zorlu grupta 6 puan topladılar ve 3. sırada kaldılar. Dnipro karşısında aldıkları 1 – 0’lık galibiyet de büyük yankı uyandırmıştı. Bir sonraki sene Avrupa macerası kaldığı yerden devam etti.

2015-16 sezonunda şampiyonlar ligi ön elemelerine yine 2. turdan katıldılar. Karadağ’ın Rudar Pljevlja takımını 0 – 0 ve 1 – 0’lık sonuçlarla saf dışı bıraktılar. Bir sonraki turda rakip Celtic oldu. İlk maç 0 – 0 beraberlikle sonuçlansa da 2. maçı Celtic 1 – 0 kazanınca yine UEFA Avrupa ligi macerası başladı. Play-off turunda rakip Young Boys oldu. İlk maçı 3 – 0 kazandılar ve 2. maçı da 1 – 0 kazanmaları, 3 – 0’lık skorun tesadüf olmadığını herkese gösterdi. Ama Karabağ’ın talihi bu ya, grupta rakipleri Anderlecht, Monaco ve Tottenham oldu. Yine şampiyonlar ligini aratmayan bir gruptu bu. Anderlecht karşısında 1 – 0 kazanarak başladılar ama sonrasında işler pek de iyi gitmedi. Akabinde sadece Monaco’dan puan alabildiler ve grubu son sırada tamamladılar.

2016-2017 sezonunda şampiyonlar ligi ön elemelerine 2. turdan katıldılar. Lüksenburg’un Dudelange takımını 2 – 0 ve 1 – 1’lik sonuçlarla eledikten sonra rakip Viktoria Plzeň oldu. 1 – 1 biten ilk maçın ardından 0 – 0’lık beraberlikle döndüler ve yine UEFA Avrupa ligi yolu göründü. Play-off turunda Göteborg’u turnuvanın dışına ittiler ( 3 – 0 yenip 2. maçta 1 – 0 yenildiler) ve üst üste üç defa gruplara kalmayı başarmış oldular. Gruplarda rakipleri Fiorentina, PAOK ve Slovan Liberec oldu. PAOK’u her iki maçta da yenmeyi başaran Karabağ bu sefer bir üst tura çıkmaya çok yaklaşmıştı ki, hiç hesapta olmayan 3 – 0’lık Liberec yenilgisi bütün planları bozdu.

2017-2018 sezonu Karabağ ve Azerbaycan futbolu için unutulmaz ilklere sahne oldu. Şampiyonlar ligi 2. ön eleme turunda Gürcistan’ın Samtredia takımını 5 – 0 ve 1 – 0’lık skorlarla elediler ve 3. tura yükseldiler. Bu kez rakip Sheriff Tiraspol oldu. 0 – 0 berabere biten ilk maçın ardından deplasmanda 2 – 1 galip geldiler ve şampiyonlar liginde ilk defa play-off turuna yükselen Azerbaycan takımı olmayı başardılar. Rakipleri Kopenhag oldu. İlk maçı muhteşem taraftar desteğiyle 1 – 0 kazandılar. Şampiyonlar liginde gruplara kalabilmek için son bir adım kalmıştı. Parken’de 90 dakikanın sonunda 2 – 1 yenilseler de deplasmanda attıkları o gol, şampiyonlar ligi kapısını açtı. İlk defa Azerbaycan’dan bir takım, şampiyonlar ligi grup aşamasında mücadele edecekti.

Atletico Madrid, Chelsea ve Roma’nın olduğu grupta 2 puan topladılar ancak içeride oynadıkları her maçta skor ne olursa olsun, Azeri seyirciler takımlarını deyim yerindeyse bağrına bastı. Bakalım sonraki yıllarda bu heyecan dolu serüvene eklenecek sayfalarda neler neler yazacak.

Bütün araştırmalarımla birlikte, benim anlatacaklarım artık bu kadar.

Dilerseniz Karabağ’ı Zafar’dan dinleyelim:

Öncelikle hoş geldin. Senin aracılığınla Azerbaycan’daki herkese, bütün kardeşlerimize selamlar!

Şöyle başlayalım: Azerbaycan’da futbola ilgi nasıl? Stadyumlardaki seyirci durumu nasıl?

“Bu o kadar hassas bir durum ki… Lig maçlarına en fazla 2-3 bin insan gelir. O da büyük maçlar olduğunda. Ama Şampiyonlar ligi ve Avrupa ligi maçlarında stadyumlar dolar. 68 binlik Bakü Olimpiyat stadyumuna 67,200 taraftar gelmişti. Yerli lige ilgi yok gibi. Çok zaman taraftar grupları maçlara geliyor.”

O zaman insanlar maçları daha çok televizyondan izliyor diyebilir miyiz? Maçlar da şifresiz sanırım. Türkiye’de bütün maçları izlemek için çuvalla para ödüyoruz.

“Evet. Bizde bilet de satılmıyor. Sadece iki kulüp bilet satıyor. Maçlara giriş de ücretsiz.”

Azerbaycan’da aşağı yukarı en çok taraftara sahip takım hangisi? Karabağ’ın hangi takımla oynadığı maça derbi maç diyebiliriz?

“En fazla taraftara sahip takımlar bence Hazar Lenkaran ve Kepez. Hazar malesef iki-üç yıldır yok, ligden çekildi. Her maçlarına 10 bin taraftar gelirdi. Kepez’in stadyumu iyi durumda değil, çok eski bir stadyum. Ama insanlar diğer bölgelerde futbolu seviyor. Kepez’in Qarabağ ile geçen seneki maçına 20 bin seyirci gelmişti. Taraftar gruplarına gelince: Qarabağ olarak İmaret tayfamız var. Lig maçlarına toplu şekilde geliyorlar, bazen sayıları bini geçiyor. Derbiye gelince, Qarabağ’ın ligde derbi maçları maalesef olmuyor. Derbi, aynı şehri/bölgeyi temsil eden takımlar arasındaki maçlara deniyor. Ligimizde rekabet yok, takım sayısı 8’e düştü, kulüplerde ekonomik sorunlar var.”

Türkiye’deki maçları izliyor musun hiç? Beğendiğin bir takım var mı?

“Tabii, milli takım maçlarını izliyorum vakit buldukça. Ama tuttuğum bir kulüp yok şimdilik 🙂 Genelde UEFA maçlarında tüm Türk takımlarını destekliyorum. Ne de olsa bir millet, iki devletiz. Kalbimiz bir.”

Ne güzel söyledin. Peki, Karabağ’ın avrupa arenasında oynadığı maçlardan unutamadığın birkaç tanesini anlat desem hangileri geliyor aklına?

“Qarabağ’ın her maçı benim için ayrı bir zevk. Hepsinin hatıraları var. En unutulmazları benim için Rosenborg’la Bakü’deki maç, Salzburg, Atletico ile deplasman, Dnipro, İnter’le Bakü’deki maç… Tabii sonuncusu iyi hatıralar bırakmadı hafızamda. Hakkımız yendi. Ama o da bir tarihti. Dünya bizi daha iyi tanıdı.”

Karabağ'ın avrupa mücadelelerinden bir kare

Bu seneki tarihi şampiyonlar ligi macerası hakkında neler düşünüyorsun? Karabağ’ın Sheriff ve Kopenhag takımlarını eleyip gruplara kalabileceğini düşünmüş müydün? Bu başarının devamı gelir mi?

“İnanmasak stadı doldurmazdık 🙂 Gurban hoca, 10 yıldır takımı yönetiyor, sayısız zaferler kazandık, tarihler yazdık onunla. Onun takımı Real Madrid’le bile oynasa, galibiyete gönülden inanırız. Tabii ki bu sene de bunun devamının geleceğine inanıyoruz. Haziranda birkaç yeni oyuncu alınacak, takımın gücüne güç katacak. Yine Şampiyonlar ligi gruplarına kalmasak bile sorun değil. Çünkü bu takım 8 takımlık ligden şampiyonlar ligine katılan ilk takım oldu; evinden, toprağından, stadyumundan uzak olsa da avrupanın en güçlü 32 takımı arasına girdi.”

Kesinlikle. Bu başarı gerçekten uzun süre unutulmayacak. Biraz takımdaki oyuncularla ilgili sorayım: Bazı takımlarda diğerlerine göre daha çok sevilen futbolcular vardır. Karabağ taraftarı en çok kimi seviyor?

“Tabii ki de kaptanımız Reşad Sadıkov. Onun attığı gollerle tarih yazdık. Hatırlarsan Azerbaycan milli takımı olarak Türkiye’yi de onun golüyle yenmiştik :)”

Karabağ’a transfer olduktan sonra hayal kırıklığı yaşatan ve taraftarların bir türlü sevemediği futbolcular desem, aklına kimler gelir?

“Tabii, öyle futbolcular az değil. Ama bizim kulübün yöneticileri işlerini o kadar iyi yapıyor ki, her şey yolunda gidiyor; yapılan transferler de kendini en iyi yönden gösteriyor. Kendini gösteremeyen oyuncular da ya takıma adapte olamadı, bazen de sakatlık onlara sorun yaşattı. Mesela, Nikolas Gelashvili: Gürcü bir futbolcu. Almanya’da Bochum’da oynuyordu, iyi de performansı vardı. Qarabağ’a geldi, gol atamıyordu. Kaleye kadar geliyordu, oyunu iyiydi. Ama bazen öyle anlarda %100’lük golleri atamıyordu ki… 2013 yılında Bakü’de Eintracht’la maçta belki de o golleri atsaydı tur atlardık.

Bu listeye Rydell Poepon’u da yazabiliriz. Qarabağ’da zar zor bir gol attı, ama Boluspor’a gitti, ve neredeyse 30 gol attı.”

Rangers’tan, Azerbaycan’ın bir diğer güçlü takımı Gabala’ya kiralanan İskoç futbolcu Andy Halliday’in söylediklerini de sormak isterim. Gabala’da çok zor zamanlar geçirdiğini, Ülkeye ve takıma bir türlü adapte olamadığını, neredeyse kimsenin İngilizce bilmediğini ve bu yüzden kiralık sözleşmesinin bitmesini dört gözle beklediğini söylemişti. Bir yabancı için, Azerbaycan’da futbol oynamak gerçekten bu kadar zor mu? Yoksa biraz duygusal mı yaklaşmış?

“Bana kalırsa, biraz abartmış. Çünkü Gabala’da Andy’den daha iyi oyuncular yıllarca oynadı, goller attı. Mesela, Dodo, Mendy, Kamanan, Ehiosun. Şimdiki takımdan ise Ozobić. Hepsi ligimizin seviyesinin üzerinde futbolcular, ama kulüplerine bağlıydılar. Ehiosun hatta sevdiği kıza maçtan sonra sahada evlenme teklif etmişti. Andy biliyordu hangi ülkeye ve hangi takıma geldiğini. Devir teknoloji devri. İnternetten her şeyi öğrenmek mümkün.”

Sorularım bu kadardı. Sizin de Zafar’a ya da diğer Karabağ taraftarlarına sorunuz varsa, yorum kısmına yazabilirsiniz.

Uğurlar Qarabağ!

2,827 toplam okuyucu / total reader , 2 günlük okuyucu / daily reader

Yayınlandığı kategori:Spor

Tek Yorum

  1. Yazıyı çok beğendim.
    Okurken, bir futbol dergisindeki bir yazıyı okuyormuş hissine kapıldım.
    Başarıların daim olsun kardeşim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir