İçeriğe geç

Akıl ve kalp

Bilginin sınırı yoktur, işte bu yüzden daha fazla öğrenmek, keşfetmek, karşılaştırmak ve değerlendirmek için ufkumuzu açarız yeni her ne varsa ona doğru. Ne kadar merak ederse insan, o kadar uzağa gider. Ne kadar düşünürse, ne kadar sorgularsa bir o kadar daha yakındır kendine ve fikirlerine.

Bir insan, kendi fikirleriyle var olur. Başkalarının fikirleriyle ve planlamalarıyla gidebileceği yer, yine o başkasının gidebildiği yer kadardır. Ve hatta çoğu zaman, ona gösterilen yolda bile duvarlara çarpar. Çünkü bu yol, onun aşina olduğu ve görmeyi beklediği şeylerden çok ama çok uzaktır. Dahası, başkalarının düşünceleriyle ve çizdiği planla yola çıktığında, kendi fikirleri ona taşıyamayacağı kadar ağır gelir.

Aklını kullanır insan, çünkü bunu yapabilecek yeteneğe sahiptir. Kalbinden gelen duyguları ve hisleri vardır. Hayatını şekillendiren seçimleri de aklı ve kalbinden geçer. Ve yine bir iç sesi vardır insanın; Kimi zaman aklı, kimi zaman da kalbidir bu sesin kaynağı.

İnsanlar birbiriyle mücadele içindedir elbette, ama kendi içinde de bir mücadelesi vardır insanın zaman zaman. Bu mücadelenin bir kanadında aklı, diğer kanadında da kalbi vardır. Çıkarları, istekleri ve kaygıları mevzubahis olduğu anlarda aynı safta yer alsalar da, bazen birbirine karşıdır bu ikisi.

İnsanın hayat mücadelesi olduğu kadar, kendi iç mücadelesi de ölene dek sürer. Bazen yaptığı yanlıştan döner, bazen doğru bir şeyi yapmaktan vazgeçer. İşte hep bütün bu olanlar, kendi içindeki bütünlüğü sağlayamadığı içindir. İçimizdeki karşıt sesleri susturamadıkça, bir sonraki en ufak adımımız için bile bir soru işareti kalır aklımızda. Mantığımızın olur gözle baktığına, kalbimiz inanmaz. Ya da tam tersi…

İçinde bir bütünlük sağlayamayan insan sağlıklı düşünemez, doğru kararlar veremez, çabuk vazgeçer ve çabuk yıkılır. Onu alt etmek, yenilgiye uğratmak ve olduğu kişi olmaktan uzaklaştırmak bebek işidir. Ne acı ki, bunu kendine huy edinen ve onun düştüğü durumdan keyif alan insanlar da her daim etrafındadır.

Yaptığı her işte mantıklı olmayı yeğleyen insan, karşılaştığı olumsuzluklar için de bir senaryo hazırlama yetisine sahiptir. Akıl vermekten başka hiçbir işe yaramayan çevresindekilerin homurtularına kulak tıkayabilecek gücü de vardır. Diğer türlü düşünecek olursak, tamamen duygularıyla hareket eden insanın, ikinci bir planı yoktur. İşte bu yüzden negatif bir sonuçla karşılaştığında büyük bir acı çeker ve ne yapacağını bilemez.

Başkaları için bir şeyler yapayım diye çabalayan insan, zaman geçtikçe kendinden uzaklaşmaya başlar. Aklının ve duygularının merkezine kendini almaktan bir süre için vazgeçer. Çok büyük bir hata yaptığının farkında değildir ama, onu rahatlatan tek düşünce, yaptığı fedakarlıklar ve bir işe yaradığını hissetmenin mutluluğudur.

Birisi size, iyi ki varsın dediğinde nasıl bir mutluluk hissediyorsanız; ya da sen olmasaydın bunu başaramazdık dediklerinde nasıl gururlanıyorsanız; kendinizi daha fazlasını yapmak için şartlandırırsınız. Dolayısıyla, kendinizden, kendi fikirlerinizden biraz daha uzaklaşmış olduğunuzun farkına varamazsınız. Ancak, çabalarınızın karşılığını alamamaya başladığınızda, ya da, yaptıklarınızın size hiçbir pozitif geri dönüşü olmadığını hissetmeye başladığınızda, kendinize doğru koşmak istersiniz. İşte ancak ve ancak o zaman anlarsınız kendinizden, kendi benliğinizden ne kadar uzaklaştığınızı.

Kendinize dönüş yolu uzak olduğu kadar sancılıdır da. Bazı duyguları hissederken, ya da bazı fedakarlıklar yaparken gittiğiniz yolları aklınızda tutamazsınız. İşte bu yüzden uzun sürer tekrar kendi benliğinize ve kendi güvenli limanınıza dönüşünüz. Çok çarpar, çok acı çekersiniz.

Bavulunuzu hazırladıysanız, ve uzaklara bir yola çıkacaksanız şunları aklınızdan ve kalbinizden çıkarmayın:

 

Gittiğiniz yola, sadece aklınızla ya da sadece kalbinizle gitmeyin…

Kapıları açmadan önce, içinizde ortak karar alın…

Yaptıklarınıza akıl ve kalbinizin ortaklığından bir şeyler katın…

Sonradan pişman olacağınız anlık kararlar vermeyin…

Ve mutlaka, Eğer gittiğiniz yolda size biri ya da birileri eşlik ediyorsa; kontrolü onlara bırakıp, aklınızın ve kalbinizin algılarını kapatmayın, ki yarı yolda tek başınıza kaldığınızda kendinize en az hasarla geri dönebilesiniz…

2,551 toplam okuyucu / total reader , 2 günlük okuyucu / daily reader

Yayınlandığı kategori:Kişisel yazılarım

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir